• DOLAR
    3,4982
    % -0,13
  • EURO
    4,1826
    % -0,07
  • ALTIN
    145,9520
    % 0,50
  • BIST
    104.123
    % 0,12
Ebeveyn Kaygıları ve Çocukların Gelişimi

Ebeveyn Kaygıları ve Çocukların Gelişimi

Ebeveyn Kaygıları  Çocukların Gelişimi

Yaz ayları olarak adlandırdığımız aylardayız. Mevsimlerde yaşanan değişiklikler bizleri etkilediği gibi çocuklarımızı da etkilemektedir. Çocukları da etkileyen bu süreç ebeveyn kaygılarını da beraber getirmektedir.

Kış aylarını beton yığınları arasında geçirmiş, hasta olmasın diye dışarı çıkartılmamış, çıkartıldıysa da kat kat giydirilmiş çocuklar, içinde bulunduğumuz aylarda özgür kalmak isterler. Koşma, zıplama, tırmanma istekleri onların en doğal hakkıdır. Fakat yaşanan mevsim değişikliklerinin yanında, toplumsal güvenliğin zaafları nedeni ile de ebeveynlerde kaygılar oluşmaktadır. Hal böyle olunca çocuklarımızın dışarı çıkıp koşması, zıplaması, tırmanması kısıtlı imkânlar ile sağlanmaktadır. Üstelik bunları büyükşehirlerde ki çocukların yapma şansı daha da azdır. Şansları var ise oturmuş oldukları sitelerin sosyal alanlarındaki oyun parklarında ya da mahallerinde bulunan sayılı oyun parklarında isteklerini yerine getirebilmektedirler.

Çocuklar dışarıda olmak, yaşıtlarıyla oynamak isterler. Bu onların bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan gelişmelerini sağlar. Ebeveyn kontrolünde, parkta yaşıtlarıyla oynarken bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan gelişmekle beraber eğlenip mutlu olurlar. Peki, ebeveynler bu durumdan mutlu olurlar mı? Evet, çocuğunun geliştiğini ve sosyalleştiğini gördükçe, mutlu olurlar.Lakin ya değerlisinin düşme ihtimalini düşündüklerinde, ya da çocukları arkadaşlarıyla tatlı çekişmeler yaşadığında veyahut üzerlerini kirlettiklerinde sonuç ne olur. Tüm bunları düşündüğümüzde, yaşanan olaylar neticesinde ebeveynlerin çocuklarına karşı söylemleri,  çocuklarının mutluluklarına ket vuruyor mu sorusunu aklımıza getirmektedir. Bu soruların cevaplarını biraz düşünelim istiyorum.

Bazen elimizde olmadan, bazen bile isteye  “Dikkat et düşeceksin! Daha yavaş! Bu senin için uygun değil! Aman ha!” gibi kelimeleri oldukça fazla kullanırız. Bu cümleleri, belki de çocuğumuzun yanında özgürce oynayan arkadaşlarının varlığını göz ardı ederek, kullanırız. Çocuklarımıza sarf ettiğimiz bu sözler onların özgürlüklerinin kısıtlanmasına, üzülmesine, kızmasına hatta bilinçaltlarına yerleşerek cesaretlerinin kırılmasına ve hayal güçlerinin daralmasına bile neden olmaktadır. Çocuklar, yaparak ve yaşayarak öğrenirler. Onların gelişimlerini, cesaretlerini köreltmek yerine cesaretlerini yükselterek, doğru ile yanlışı ayırt edilebilme yetisini kazanmasına yardımcı olmak, biz ebeveynlerin asli görevleri arasında yer almaktadır. İnanın ki çocuklarımız; neyin, ne kadar riskli olduğunu, deneme yanılma sürecinden sonra, en az bizler kadar idrak edebilme yetisine sahip olurlar.

Sizden, biran olsun durup düşünmenizi isteyeceğim. Diyelim ki 40 yaşına geldiniz. Kendinizce doğru bildiğiniz bir konu hakkında hala annenizin babanızın tenkitleri ve önerileri ile karşılaşıyorsunuz. Peki, karşılaştığınız bu durum karşısında ne yaparsınız? Hemen söyleyeyim. İlk olarak kaç yaşına geldiğinizi, özgür bir birey olduğunuzu ve ebeveynlerinizin hala işlerinize karıştığını düşünerek sinirlenirsiniz. Ardından kendi istekleriniz doğrultusunda hareket ederek özgür iradenizi kullanırsınız ve özgürlüğünüzün tadını çıkarırsınız. Tabi bu örnek bir varsayım ve her insanda sonuçlarının aynı şekilde tecelli etme garantisi yok. Bunun gibi bir varsayımı kabul eder isek, sizce; size çocuğunuzun içindeki özgürlük ruhu mu işlenmiş, ya da sizin içinizdeki özgürlük ruhu çocuğunuza mı işlenmiş demektir. Böyle bir soru ile karşılaştığınızda kendinize nasıl bir cevap  vereceksiniz? Her iki sorunun cevabının da aslında özgürlük ruhu kısmında birleştiğini fark edebilirsiniz. Peki; neden çocuklarınızın da kendi doğrusunu bulmasına izin vermeyi denemiyorsunuz? Onlara, bu hakkı, küçük yaşlarda vererek bedensel, zihinsel, ruhsal bakımından gelişimlerine yardımcı olabilirsiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*